Kanıta Dayalı Tıp, Hukuku ve Tıbbi Müdahaleden Doğan Hukuki Sorumluluk

Av. Uzm. Dr. Ahmet ERZURUMLU

 

Tıbbi müdahaleyi yapmaya yetkili hekim, hastanın ruhi ve fiziki vücut bütünlüğüne hukuka uygun şekilde müdahale ederek sağlık alanında birtakım değişikliklere neden olmaktadır. Hekim, tıbbi müdahaledeki yükümlülüklerini yerine getirerek oluşturduğu bu değişikliklerden dolayı tıp, etik ve hukuk disiplinlerinde sorumludur.

TIBBİ MÜDAHALE

Tıbbi müdahale, insan üzerinde tıp biliminin uygulanması ile bağlantılı her türlü müdahale, uygulamalar olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda anamnez, muayene, tetkik, teşhis, tedavi, korunma, cerrahi uygulama, estetik cerrahi ve adli muayene gibi faaliyetler tıbbi müdahale kavramı kapsamında kabul edilmektedir.

 

TIBBİ MÜDAHALENİN HUKUKA UYGUNLUĞU

     Kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz. Anayasa ve kanunlarla vücut bütünlüğü korunmuştur. Ancak yine özel şartlarla vücut bütünlüğüne dokunulabilmektedir.

Anayasa md 17/2 Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; , rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.” Demektedir.

Bir tıbbi müdahalenin hukuka uygunluğunun dört temel şartı vardır.

  • 1-müdahaleyi yapanın hekim (yetkili sağlık personeli) olması,
  • 2-hastanın aydınlatılmış rızası,
  • 3-endikasyon ve
  • 4-güncel tıp bilimine uygun olması koşullarıdır.

Bu şartların birlikte varlığı esastır. İlk üç maddenin eksikliği ile kasten, 4.maddenin eksiklik ve yetersizliği ile taksiren tıbbi müdahale gerçekleştirilmiş olmaktadır.

4 no.lu madde özellikle tanı, tedavi akışı, ritmi ve kanıta dayalı tıp açısından daha farklı bir öneme sahiptir. Zira artık hiçbir hekim verdiği tıbbi kararında klinik hissim, “sans klinik-tıbbi sezgim-” deyip kendini savunamaz. Gerek ön tanı, gerek tetkik ve gerek tedavide mutlaka neden sorusunu cevaplayacak kanıtlarını ve algoritmaya uyduğunu kanıtlamalıdır. Bu kurala uymadığı takdirde 4. madde de Hukuk tarafından kasti işlem sınıfında değerlendirilmektedir.

GENEL HUKUKA UYGUNLUK NEDENLERİ

Türk Ceza Kanunu
Kanun hükmünün veya amir emrinin uygulanması

  • TCK Madde 24
  • (1) Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez.
  • (2) Yetkili bir merciden verilip, yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz.
  • (3) Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur.

Meşru Müdafaa ve Zorunluluk Hali

  • TCK Madde 25
  • (1) Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
  • (2) Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.

Hakkın İcrası ve Mağdurun Rızası

  • TCK Madde 26
  • (1) Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez.
  • (2) Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez.

Türk Borçlar Kanunu

  • TBK Madde 63
  • Kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiil, zarara yol açsa bile, hukuka aykırı sayılmaz.

.     Zarar görenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar, zarar verenin davranışının haklı savunma niteliği taşıması, yetkili kamu makamlarının müdahalesinin zamanında sağlanamayacak olması durumunda kişinin hakkını kendi gücüyle koruması veya zorunluluk hâllerinde de fiil, hukuka aykırı sayılmaz.

Türk Medeni Kanunu

  • TMK 24/2
  • “Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”

Görüldüğü gibi kanunda tanımlanmış olan genel hukuka uygunluk şartları dışında özel hukuka uygunluk şartlarının varlığına bağlı olarak tıbbi müdahalede vücut bütünlüğüne dokunulabilmektedir.

Tıbbi müdahalenin hukuka uygunluğunun temel şartlarını görelim.

1-YETKİLİ SAĞLIK PERSONELİ OLMA
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun

  • 1219 md.1 “Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde tababet icra ve her hangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için tıp fakültesinden diploma sahibi olmak şarttır.”
  • 1219 md. Ek 14-3 “Uzmanlık dallarının eğitim müfredatları ve bu müfredatlara göre uzmanlık dallarının temel uygulama alanları ile görev ve yetkilerinin çerçevesi Tıpta Uzmanlık Kurulunca belirlenir.”
  • Uzmanlık alanı dışındaki müdahaleler gerekli standarda sahip olmama ve acemilik yaklaşımıyla,üstlenme kusuru” olarak nitelendirilmekte, burada kusur açısından kast kabul edilmemekte, taksir olarak değerlendirilmektedir.

 

Örneğin tıbbi müdahale uygulamalarından olan akupunktur seans uygulamalarını yapmaya yetkili personel Tıp hekimi ve kendi bölge ve endikasyon koşullarına uygun olmak şartıyla uygulayabilen Diş hekimidir. Bu ikisi dışında hiçbir kişinin, sağlık personeli olsa dahi akupunktur uygulaması yapmaya yetkisi yoktur. Hekim ve diş hekimleri de Tamamlayıcı tıp yönetmeliğinde belirtildiği şekilde elde edilmiş Akupunktur uygulama sertifikasına bağlı olarak yetkilendirilmişlerdir. Sertifika sahibi hekim kendi adına tanımlanmış yerde resmi çalışma belgesine bağlı olarak akupunktur uygulayabilmektedir. Her yerde ve her zamanda da uygulama yetkisine sahip değildir.

Yetkisiz sağlık personeli tarafından gerçekleştirilen tıbbi müdahaleler Tıp ceza hukuku ve tıp tazminat hukuku tarafından sonuç olumlu olsa bile kasıtlı işlem olarak değerlendirilmektedir. Sorumluluktan kurtuluş kanıtı sunulabilmesinin imkânı yoktur.

2-AYDINLATILMIŞ RIZA

  • Tıbbi müdahalenin hukuka uygunluğu için hastanın rızası, hasta küçük veya kısıtlıysa rıza vermeye yetkili kanuni temsilcinin rızası
  • Rızanın geçerli olabilmesi için rızayı verecek olanın neye rıza gösterdiğini bilmesi, yani önceden aydınlatılmış olması gerekir.

Tıbbi müdahalelerde aydınlatmanın teşhis, tedavi, otonomi (karar), süreç aydınlatması gibi çeşitli işlev türleri söz konusu olmaktadır. Hekim, yükümlülüklerini yerine getirirken tıbbi müdahalenin her seviyesinde aydınlatma yapmak zorundadır. Yeterli ve doğru bir aydınlatma ile aydınlanan hasta tarafından tıbbi müdahaleye rıza gösterilmektedir.

Rızanın geçerliliği ve tıbbi müdahalenin hukuka uygunluğu için esas olan aydınlatma yükümlülüğü otonomi, yani karara yönelik aydınlatmadır.

     Rızanın geçersizliği, ceza hukuku açısından hekimin yaralama suçundan cezai sorumluluğuna, bir zarar oluşmuşsa maddi tazminat sorumluluğuna, zarar oluşmamışsa dahi kişilik hakkı ihlali nedeniyle manevi tazminat sorumluluğuna yol açabilecektir.

Aydınlatmada ispat külfeti, aydınlatmanın yerine getirilmiş olmasının ispatından yararı olacak olan tarafa, yani hekime ve hastaneye düşmektedir.

Kanıta dayanmayan kararlarla hastayı aydınlatmak hiç aydınlatmamaya eşdeğerdir. Hatta kasti işlem olup yanıltmaktır. Hekim lehinde menfaatler için hastanın tıbbi işleme razı edilmesi olarak değerlendirilmektedir.

AYDINLATMA HHY( hasta hakları yönetmeliği)

  • “Bilgilendirmenin Kapsamı (Değişik başlık: 08/05/2014 – 28994 S.R.G. Yön./3. md.)
  • Madde 15 – (Değişik madde: 08/05/2014 – 28994 S.R.G. Yön./3. md.)
  • Hastaya;
  • a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği,
  • b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi,
  • c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri,
  • ç) Muhtemel komplikasyonları,
  • d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri,
  • e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri,
  • f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri,
  • g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği,

hususlarında bilgi verilir.”

Biyotıp Sözleşmesi (RG 20.04.2004/25439)

  • Bölüm II – Muvafakat
  • Madde 5 – Genel Kural
  • Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş olarak muvafakat vermesinden sonra yapılabilir.
  • Bu kişiye, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında önceden uygun bilgiler verilmelidir.
  • İlgili kişi, muvafakatını her zaman, serbestçe geri alabilir.
  • Madde 8 – Acil Durum
  • Acil bir durum nedeniyle uygun muvafakatın alınamaması halinde, ilgili bireyin sağlığı için tıbbi bakımdan gerekli olan herhangi bir müdahale derhal yapılabilir.

 

3-ENDİKASYON VARLIĞI

Endikasyon kısaca yapılacak olan tıbbi müdahaledeki Tıbbi Gereklilik’tir. Endikasyonsuz yapılan bir tıbbi müdahale kasti bir uygulama olup faydalı bir tıbbi sonuç doğurmaktan uzak başka saiklerle yapılan bir müdahaledir. Endikasyonsuz işlem tamamen hekim ve hastane lehine faydalar sağlayıcı bir işlem olarak kabul edilmektedir.

Tıbbi uygulamalar; tıbbi endikasyon, psikolojik endikasyon ve sosyal endikasyon sınırları içerisinde gerçekleştirilen tıbbi müdahalelerdir. Endikasyonsuz tıbbi uygulamalar kasti olup aynı zamanda birer suçtur. Kasten adam yaralama suçu, kasten adam öldürme suçu vb işlenmektedir.  Endikasyon, mevzuatlarda şu şekilde yer almaktadır.

MEVZUATIMIZDA ENDİKASYON

  • Anayasa 17/2 Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.”
  • Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi (TDN) (RG 19.02.1960/ 10436) 13/3 “Tabip ve diş tabibi; teşhis, tedavi veya korunmak gayesi olmaksızın, hastanın arzusuna uyarak veya diğer sebeplerle, akli veya bedeni mukavemetini azaltacak her hangi bir şey ”
  • HHY 12 Teşhis, tedavi veya korunma maksadı olmaksızın, ölüme veya hayati tehlikeye yol açabilecek veya vücut bütünlüğünü ihlal edebilecek veya akli veya bedeni mukavemeti azaltabilecek hiçbir şey yapılamaz ve talep de edilemez.”

4-TIP BİLİMİNE UYGUN ÖZENLİ MÜDAHALE

  • Biyotıp Sözleşmesi (RG 20.04.2004/25439) md. 4 “Araştırma dahil, sağlık alanında her müdahalenin, ilgili meslekî yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.”
  • TDN 13/1 “Tabip ve diş tabibi, ilmi icaplara uygun olarak teşhis koyar ve gereken tedaviyi tatbik eder. Bu faaliyetlerinin mutlak surette şifa ile neticelenmemesinden dolayı, deontoloji bakımından muaheze

Görüldüğü gibi mevzuatlarımızda da tıp bilimine uygun ve özenli müdahale tanımlanmıştır. Güncel ve son bilimsel çalışmalar ışığında geçerlilik arzeden tıbbi müdahalelerde bulunmak esastır. Eski, demode, uygulanma geçerlilik ve önemini yitirmiş, kanıta dayalı olmayan tıbbi müdahalelerde bulunmak hukuka uygun olmayan müdahalelerdir.

Özen yükümlülüğü ihlalleri;  tanı ve tedavi sürecindeki uygulama kusurları,   aydınlatma kusurları ve organizasyon kusurlarına,     malpraktise vücut vermektedir.

Burada komplikasyon ve malpraktisi de tanımlamakta yarar vardır.

  • Komplikasyon, tıpta kabul edilen normal risk ve sapmalar içindeki “izin verilen risk” kavramının karşılığıdır. Sorumluluk oluşmaması için ortaya çıkmasından sonra gereken yaklaşım yapılmış olmalıdır. Yani komplikasyon yönetimi başarılı bir şekilde gerçekleştirilebilmelidir.
  • TTB Hekimlik Meslek Etiği Kuralları :
  • Hekimliğin Kötü Uygulanması (Malpraktis)
    Madde 13-Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi anlamına gelir. Tıbbın kötü uygulanmasıdır.

TIBBİ MÜDAHALEDE HEKİMİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Hukuka uygun bir tıbbi müdahalenin esası hekimin, yükümlülüklerini tam ve kusursuz olarak yerine getirmesine bağlıdır. Bunların eksik ifası neticesinde hekim sorumlulukları neticelenmektedir.

Bu yükümlülükler şunlardır.

  • Özen Yükümlülüğü (Geniş anlamda)
  • Kişisel Edim Yükümlülüğü
  • Anamnez Alma Yükümlülüğü
  • Muayene Etme Yükümlülüğü
  • Teşhis Yükümlülüğü
  • Tedavi Yükümlülüğü
  • Kayıt Tutma Yükümlülüğü
  • Sır Saklama Yükümlülüğü
  • Aydınlatma Yükümlülüğü

ÖZEN YÜKÜMLÜLÜĞÜ

        Hekim, mesleğinin ve uzmanlık dalının standart bilgi ve becerilerine ortalama bir hekim ve uzman düzeyinde sahip olmak ve özenle uygulamak durumundadır. Bütün tıbbi uygulamalar, kendi mevcut uygulama disiplini içerisinde daha geniş bir özenli uygulama gerektirir.

Bu başlıkta önemli olan manevi anlamda hekimin özenerek iş yapmasından öte maddi anlamda objektif olarak bütün tıbbi müdahalelerin, kanıta dayalı tıp disiplini ve algoritmi içerisinde gerçekleştirilmesidir. Yapılması gerekenlerin tıp, etik ve hukuk kuralları içerisinde yapılması esastır. Dikkatli ve yüksek özenli bir çalışma ile tıbbi şifa sağlanır.

  • Özen yükümlülüğüne aykırılık ceza hukukunda taksir sorumluluğuna,
  • Özel hukuk açısından vekilin sözleşmesel sorumluluğuna yol açacaktır.

KİŞİSEL EDİM YÜKÜMLÜLÜĞÜ

  • TDN 16/1 “Tabip ve diş tabibi bir kimsenin sıhhi durumu hakkında, ilmi metotları tatbik suretiyle bizzat yaptığı muayene neticesinde edindiği vicdani ve fenni kanaata ve şahsi müşahedesine göre rapor verir.”
  • Hekimlik Meslek Etiği Kuralları md. 23 “Hekim, acil vakalar gibi zorunlu durumlar dışında, hastasını bizzat muayene etmeden tedavisine başlayamaz.”
  • TBK 506 Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.”
  • TDN 21/1 “Başkalarının yardımı ile yapılacak cerrahi ameliyeler ile diğer tedavilerde, operatör, müdavi tabip ve diş tabibi, beraber çalışacağı elemanları seçmekte serbesttir.”
  • TBK 116 İfa yardımcısının eylemlerinden sorumluluk

 

Mevzuatımızda da tanımlandığı üzere tıbbi müdahalede esas olan kişisel edimdir. Hekim, bizzat kendisi tıbbi müdahaleyi başından sonuna dek uygulamalıdır. Konsültasyonlarla tıbbi kararlarında paylaşımcı olabilir. Bu durumlarda müteselsil, birlikte sorumluluk durumları da oluşabilmektedir.

 ANAMNEZ ALMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Hekim, hastasını iyi dinlemeli, soruları ile muayene öncesi hastalık, zamanlaması, seyri, teşhisi, daha önceki tanı ve tedavileri hakkında bilgiler elde edebilmelidir. anamnezsiz muayene ve sonrasındaki tıbbi işlemler hukuka uygun olamayabilir.                                                                          MUAYENE ETME YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Hekim bizzat tarafınca yapılacak bir muayene sonucunda tıbbi müdahalenin safhalarını gerçekleştirebilir. Muayenesiz yapılacak tıbbi müdahaleler doğru tıbbi sonuçlar veremeyeceği gibi aynı zamanda istenmeyen hukuki sonuçlar da oluşturabilecektir. Ön tanıları tanımlamak ancak düzgün sistemik bir muayene ile mümkündür. İlerideki kararların kanıtında hekimin muayene bulguları yazılı olarak esas kabul edilir.

 TEŞHİS KOYMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Tıbbi müdahalelerin, teşhis edilmemiş, endikasyonu tanımlanmamış bir tıbbi durum için uygulanması söz konusu olamaz. Ön tanılar, ayırıcı tanı çalışmaları, kanıta dayalı tıp hukuku içerisinde değerlendirmeye alınarak hukuki sorumluluk belirlenir.                                                                                                                                        TEDAVİ YÜKÜMLÜLÜĞÜ

  • TDN 2 “Tabip ve diş tabibinin başta gelen vazifesi, insan sağlığına, hayatına ve şahsiyetine ihtimam ve hürmet göstermektir.
  • TDN 3 “Tabip, vazifesi ve ihtisası ne olursa olsun, gerekli bakımın sağlanamadığı acil vakalarda, mücbir sebep olmadıkça ilk yardımda bulunur.”
  • TDN 6 “Tabip ve diş tabibi, sanat ve mesleğini icra ederken, hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdani ve mesleki kanaatine göre hareket eder. Tabip ve diş tabibi, tatbik edeceği tedaviyi tayinde serbesttir.

Mevzuatımızda mevcut tanımlamalarda görüldüğü gibi, tedavi yükümlüsü olan hekim, vicdani ve mesleki kanaatine göre tedavi metodunu seçerek özenle uygular. Bu seçimde önemli olan yine seçiminin, ritm ve kanıtını ispatlayabilmektir. Afaki, farazi, deneme, klinik his ve tecrübe gibi subjektif değerlendirmeler, objektif kanıta dayalı tıp ve hukuk değerlendirmelerinden çok geride olup, hekimin her alanda sorumluluğunu doğurur.

KAYIT TUTMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ

  • TBK 508 vekilin hesap verme yükümlülüğü
  • 1219 /72 “İcrayı sanat eden tabipler, diş tabipleri, dişçiler ve ebeler numunesi veçhile Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaleti tarafından tertip ve mahalli sıhhiye memurlarınca musaddak, hastaların isim ve hüviyetlerini kayda mahsus bir protokol defteri tutmağa mecburdurlar.

Mevzuatımızda tanımlanmıştır. Takip, kontrol, ispat, istatistik vb farklı disiplinler açısından kanun ve yönetmeliklere uygun olarak korunarak kayıt tutulur.

Kayıt tutma yükümlülüğünün ihlali halinde ispat yükü hekim aleyhine taraf değiştirir, sözleşmesel bir koruma yan yükümlülüğünün ihlaline dayalı tazminat istemleri söz konusu olabilecektir.

Hekimin kamu görevlisi olması halinde görevi ihmal ile suçlanması da söz konusu olabilecektir.

SIR SAKLAMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ

  • TBK 506. Sadakat yükümlülüğünün bir boyutu olarak hekimin hastanın kişilik hakları kapsamında sır saklama yükümlülüğü vardır.
  • HHY 21. maddesi hastanın mahremiyetine saygı gösterilmesi hakkını,
  • maddesi ise bilgilerin gizli tutulacağını düzenlemektedir.
  • Sır saklama yükümlülüğünün ihlali halinde ayrıca TCK 136 ve 137. kişisel verilerin hukuka aykırı olarak açıklanması suçu oluşacaktır.

AYDINLATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Hekim, tıbbi müdahaleden önce başta karar aşaması olmak üzere her aşamada aydınlatma yapıp hastasının rızasını almalıdır. Geniş aydınlatma şarttır. Aydınlatmada ispat külfeti, aydınlatmanın yerine getirilmiş olmasının ispatından yararı olacak olan tarafa, yani hekime ve hastaneye düşmektedir.

 

TIBBİ MÜDAHALEDE HEKİM SORUMLULUKLARI

 

Hekimlerin mesleki faaliyetlerinden dolayı, Tıbbi, Etik, Hukuki (tazminat) ,Cezai ve Disiplin sorumlulukları söz konusu olabilmektedir.

KANITA DAYALI TIP BAĞLAMINDA TIBBİ SORUMLULUK

Hekim öncelikle hastasına karşı yapmış olduğu tıbbi müdahaleden tıbben sorumludur. Endikasyona uygun ve tedavi algoritması içerisinde mevcut sırasında, zamanında uygulanan tıbbi müdahaleler ile hastada beklenen sonuç elde edilebilmelidir. Örneğin Somatotopiye uygun seçilmiş akupunktur noktalarının uyarılması ile akupunktur seansları gerçekleştirilmiş olur. Seanslar sonunda elde edilen şifa ile tıbbi yarar elde edilmiş olmaktadır.

Kanıta dayalı tıp uygulamaları, hukuk tarafından da kabul edilen uygulamalardır. Hiçbir hekim; nedenini, gereğini, desteğini, kanıtını açıklayamadığı, dayandıramadığı tıbbi müdahaleleri yapamaz. Tıbbi sonucun iyi ya da kötü olması önemli değildir. Sözleşmesel ve haksız fiil sorumluluğu içerisinde hukuk tarafından değerlendirmeye tabi tutulur. Kanıta dayalı tıp uygulamaları dışında hiçbir sorumluluktan kurtuluş kanıtı mevcut değildir.

ETİK SORUMLULUK

Etik ilkeler doğrultusunda hekim sorumludur. Bu ilkeler, yarar sağlama ilkesi, zarar vermeme ilkesi, adalet ilkesi ve özerkliğe saygı ilkesidir.

HEKİMİN HUKUKİ SORUMLULUĞU

Hekimin çalışma statüsüne göre, Bağımsız çalışan hekimlerin hastasıyla ilişkisi ve hukuki sorumluluğunun kaynağı bir

  • Sözleşme ilişkisi,
  • Vekâletsiz iş görme ilişkisi veya
  • Haksız fiil ilişkisi

 

HASTA İLE HEKİM ARASINDA SÖZLEŞMESEL İLİŞKİ

Kanunda hekim ile hasta arasında özel bir sözleşme tipi tanımlanmamıştır. Öğretide ve uygulamada protez yapımı ve estetik girişimler gibi eser sözleşmesine uyan durumlar dışında hekim ile hasta arasındaki akdi ilişkinin vekalet sözleşmesi olduğu kabul edilmektedir.                                                                                                                               HAKSIZ FİİL İLİŞKİSİ

       Özel hastanede personel olarak çalışma durumunda olduğu gibi, hekim ile hasta arasında doğrudan bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığı ve vekaletsiz iş görme durumunun da olmadığı hallerde ise haksız fiil sorumluluğuna gidilmektedir. Ortada bir zarar vardır.

Sözleşmesel sorumlulukta, tıbbi müdahalenin hukuka uygun olmaması halinde zararı hasta ispatlayacak, ancak kusuru ispat etmesi gerekmeyecek, sorumluluktan kurtulabilmek için hekimin kusursuzluğunu ispat etmesi gerekecektir.

Ayrıca sözleşme ilişkisi bulunan durumlarda da tıbbi müdahalenin hukuka uygunluk koşulları sağlanmıyorsa, kişilik hakları kapsamındaki beden bütünlüğü zarar gördüğünde, TBK 53. maddesi ve devamında düzenlenen bedensel zarar kapsamında haksız fiil sorumluluğuna da gidilebilecektir. Burada hastanın tercihi söz konusudur. Ancak haksız fiil sorumluluğunu düzenleyen hükümlerden aynı kanunun 50. maddesindeki “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.” hükmü gereği hasta sadece zararını değil hekimin kusurunu da ispat yükü altında olacağından, ayrıca ifa yardımcısının fiillerinden sorumluluğa karşı kurtuluş kanıtı getirilebilme durumu ve zamanaşımı düzenlemeleri açısından da bir sözleşmesel ilişki varsa sözleşmeye aykırılığa dayanma hasta açısından daha elverişli olacaktır.

Öte yandan haksız fiil sorumluluğuna gidilse de hekimin meslek kurallarına aykırı davranışı kusura ve hukuka aykırılığa karine teşkil ettiğinden dolayı hastanın meslek kurallarına aykırılığı ispatı yeterli olacak, hekimin ise bu karineyi çürütmesi gerekecektir. TBK 49. maddesine göre haksız fiil sorumluluğunun unsurları hukuka aykırı ve kusurlu fiil, zarar ve illiyet bağıdır.

Hukuki sorumlulukta tazminat kapsamında tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücü kaybı, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar, ölüm halinde cenaze giderleri ve destekten yoksunluk zararları yer almaktadır. Ayrıca uygun bir manevi tazminat da mahkemece tayin edilebilmektedir.

KAMU GÖREVLİSİ HEKİMİN HUKUKİ SORUMLULUĞU

           Kamu görevlisi hekimlerin fiillerinden doğan tazminat talepleri ise Anayasanın 40/3. maddesindeki “Kişinin, resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.” ve 129/5. maddesindeki “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.” düzenlemeleri gereği ancak idareye karşı ve idari yargıda yöneltilebilmektedir.

        İdarenin ödediği tazminatı daha sonra adli yargıda kusurlu hekime karşı dava açarak rücu etmesi söz konusudur.

HEKİMİN CEZA SORUMLULUĞU

   Hekim, akupunktur uygulamalarından dolayı hastaya zarar verirse ve bu durum sTCK ve 1219 sayılı kanunun ilgili maddelerine uygun olarak suç teşkil ediyorsa cezai sorumluluk alır.

HEKİMİN DİSİPLİN SORUMLULUĞU

Hekimlerin disiplin işlemleri aynı zamanda kamu görevlisi olup olmadıklarına göre farklılık göstermektedir. Danıştay’ın yerleşmiş uygulamasına göre kanunla kurulmuş meslek teşekkülleri olan tabip odalarının kamu görevlisi hekimler üzerinde disiplin yaptırımı uygulama yetkisi bulunmamakta, bu durumdakilerin mesleki kusurlarında mevzuata aykırı fiillerinden dolayı disiplin işlemi yapma yetkisi kanunda gösterilen amir ve kurullara ait olmaktadır.

DUÇE FTR Merkezi/ANKARA                                                                                                

SİNERJİ HUKUK BÜROSU/ANKARA                                                   

aaerzzurumlu@gmail.com aa.erzurumlu@shb.gen.tr                                                                                           05322483518